Sudenur Kara

Sudenur Kara

Yönetim Bilişim Sistemleri Öğrencisi

Üniversite tercih dönemimde İstanbul Bilgi Üniversitesi'ni ilk kez ziyaret ettiğim günü hiç unutmuyorum. Kampüse adım attığım anda yemyeşil ve büyük kampüsü beni çok etkilemişti. Buranın gerçek anlamda bir üniversite kampüsü olduğunu hissettim. O gün "Ben burada okumalıyım." diyerek tercih listemin ilk sırasına İstanbul Bilgi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünü yazdım. Bugün geriye dönüp baktığımda, bunun hayatımdaki en doğru kararlardan biri olduğunu görüyorum. 

Yönetim Bilişim Sistemleri'ni seçmemin en önemli nedenlerinden biri, teknoloji ile işletmeyi harmanlayan bir bölüm olmasıydı. Bir yandan yazılım, veri analizi ve sistem geliştirme gibi teknik dersler alırken, diğer yandan ekonomi, işletme ve pazarlama dersleriyle iş dünyasını farklı yönleriyle tanıma fırsatı buldum. Eğitimin İngilizce olması hem kendime olan güvenimi artırdı hem de global bir kariyer hedefime katkı sağladı.

Üniversiteye başladığım ilk yıl hazırlık okudum. Açıkçası kolay bir süreç değildi; okula başladığımda A1 düzeyde İngilizce biliyordum ve bir yıl içinde B2 seviyesine ulaştım. Ama bugün geriye dönüp baktığımda, bana en çok katkı sağlayan dönemlerden biri olduğunu görüyorum. Sadece İngilizcemi geliştirmedim; İngilizce dışında kalan vaktimi de kendimi geliştirmeye adadım, eğitimler aldım, kendi dijital pazarlama ve e-ticaret girişimlerimi yürütmeye başladım.

BİLGİ'de geçirdiğim yıllar boyunca derslerin dışında da aktif olmaya çalıştım. Kulüp etkinliklerine katıldım ve özellikle Talent Fest'e iki kez katılma fırsatı buldum. Farklı sektörlerden profesyonellerle tanışmak ve yeni bağlantılar kurmak bana üniversite hayatının sadece sınıflardan ibaret olmadığını gösterdi.

Üniversitenin bana açtığı en önemli kapılardan biri ise Yetenek Gelişim Merkezi oldu. Burada paylaşılan bir staj ilanı sayesinde, dünyanın en prestijli lüks moda markalarından birinin Türkiye İnsan Kaynakları ekibinde staj yapma fırsatı elde ettim. Global ölçekte faaliyet gösteren ve yüksek standartlara sahip bir kurumun çalışma kültürünü yakından deneyimlemek, bana çok değerli bir profesyonel deneyim kazandırdı. Kariyerimin henüz başında böyle prestijli bir organizasyonda yer almak ise hem öz geçmişime önemli bir değer kattı hem de profesyonel gelişimime güçlü bir başlangıç yapmamı sağladı.

BİLGİ'de yaşadığım en unutulmaz deneyimlerden biri, dinlediğim bir seminer sonrasında yaşandı: konuşmacıya ulaşıp kendisinden mentörlük talep ettim. Bu mentörlük görüşmelerimiz sayesinde hem kariyer hedeflerim netleşti, hem alanımda uzman bilgiler edindim hem de farklı bakış açıları kazandım. Bir süre sonra bana çalışma fırsatı sunması ise cesaret edip attığım küçük bir adımın hayatımda ne kadar büyük bir fark yaratabileceğini gösterdi.

Bugün geriye dönüp baktığımda, BİLGİ'nin bana kattığı en değerli şeyin sadece akademik bilgi olmadığını görüyorum. Bana fırsatlar sunan bir üniversitede okudum; ama o fırsatların peşinden gitmeyi ve ilk adımı atmaktan çekinmemeyi de burada öğrendim. "Okul için değil, yaşam için öğrenmeli." anlayışının benim için anlamı da tam olarak buydu. Hayatımda dönüm noktası olan birçok deneyim, aslında BİLGİ'de cesaret edip attığım küçük bir adımla başladı.