Egehan Yumurtacı

Egehan Yumurtacı

Ekonomi ve Finans Üstün Başarı Programı Öğrencisi

BİLGİ’deki serüvenimi çok daha donanımlı ve vizyonu çok daha geniş bir birey olarak tamamlayacağıma dair hiç şüphem yok.

Üniversite öncesindeki eğitim hayatım boyunca matematik, geometri gibi analitik beceri odaklı derslere hep daha çok ilgimin olduğunu söyleyebilirim. Bunun dışında; bireylerin tüketim alışkanlıklarını ve ülkelerin makroekonomik verilerini inceleyerek tüm bunları analiz edip yorumlayan, içinde bulunduğumuz dünyanın düzenine açıklık getiren sosyal bilim dallarından biri olan ekonomi ilgimi her zaman çekiyordu zaten. Bu doğrultuda şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki tercih edeceğim bölüm üniversite sınavından çok daha önce belliydi.

Sonuçlar açıklandıktan sonra ülkemiz içerisinde birçok tanınmış, köklü ve prestij sahibi üniversiteye girebilme imkanım vardı aslında. Fakat ben öğrencisine verdiği değerden ve öğrencilerine sunduğu geniş imkanlardan dolayı İstanbul Bilgi Üniversitesi’ni tercih ettim. 

Erasmus, çift anadal, yandal gibi imkanlarından neredeyse öğrencilerinin tümünün yararlandığı bu okula beni en çok çeken şey ise, Üstün Başarı Programları. Bu programlardan mezun olurken hem İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden hem de University of London’dan diploma alma imkanı sunuluyor. Bunun benim gibi ekonomi, işletme ve finans alanlarında ilerlemek isteyenler için eşsiz bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bu programları bu kadar eşsiz kılan şey ise, uluslararası üniversiteler arasında QS Rankings’e göre Harvard’tan sonra dünyanın en iyi ikinci işletme ve sosyal bilimler okulu olan University of London (UoL)’a bağlı London School of Economics and Political Science'ın Üstün Başarı Programı müfredatının uygulanması ve prestiji tüm dünya tarafından bilinen University of London diplomasının verilmesi. Bu programlara girebilmek hayaliyle 2015 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’ne %100 burs ile yerleştim. 1. sınıfı 3.83 GPA ile Ekonomi Bölümü bölüm 1.liği ile bitirdikten sonra Ekonomi-Finans Üstün Başarı Programı’na başvurdum. 2 gün süren kampın ardından yapılan sınavlarda ve mülakatta başarı sağlayınca benim için Ekonomi ve Finans Üstün Başarı Programı serüveni başlamış oldu.

Program dahilinde ne kadar yoğun ve kaliteli bir eğitim verildiğini daha ilk dersten anlamak  hiç de zor değildi gerçekten. Bana sorarsanız bu kaliteyi belirleyen en önemli etkenlerden bir diğeri, hocalarımızın da bu program mezunlarından ya da dünya çapındaki okullarda eğitim görmüş/akademisyenlik yapmış kişilerden oluşması. Bu programda sayımız az olduğu için hocalarımızla sürekli etkileşim içerisindeyiz. Bu etkileşim dahilinde tabii ki derste anlamadığımız yerleri kendilerine rahatlıkla sorabiliyoruz fakat asıl dikkat çekmek istediğim konu hocalarımızla ders dışında da sürekli sohbet halindeyiz. Ülkedeki ve dünyadaki önemli ekonomik gelişmelerden, gündemden tutun da kariyer planlamasına kadar pek çok konuda onların deneyimlerinden ve edindikleri kültürden yararlanabilme şansımız oluyor. Tüm bunlarla birlikte her yıl düzenlenen, hocalarımızın ve mezunlarımızın da katıldığı geleneksel Üstün Başarı Programları yemeğinde hep birlikte keyifli saatler geçiriyoruz. Aslında biz bu programda bir aileyiz desem yanlış bir tabir olmaz herhalde.

Geride bıraktığımız yaz boyunca İş Bankası Genel Müdürlük ve Tekfen Holding gibi üst düzey şirketlerde staj yapabilme imkanı yakaladım. Bu programda aldığım kaliteli eğitimin bu denli şirketlere stajyer olarak kabul edilmemde çok büyük etkisinin olduğunu düşünüyorum. Ekonomi ve Finans Üstün Başarı Programı’nda daha ilk yılımı bitirmiş olmama rağmen sene boyunca görmüş olduğum ve çok yoğun içeriğe sahip mikro, makro ve finans gibi dersler güncel ekonomik olayları yorumlayabilmemde ve staj süresince hazırladığım finansal piyasalarla ilgili raporları yazabilmemde çok etkiliydi. Programın alanında çok başarılı kişiler yetiştirdiğini o an anlamış oldum diyebilirim.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki öğrencilik hayatım sadece ders çalışmaktan ibaret değil elbette ki. Okulun Tanıtım ve akademik destek birimlerinde aktif olarak rol aldım. Bu vasıtayla okulun bu birimlerindeki çalışanlarıyla diğer bölümlerdeki pek çok öğrencisiyle tanışma fırsatı yakaladım. Bu birimlerde aktif rol almak; sosyalleşmenin yanı sıra insan ilişkileri, ikna kabiliyeti, sunum yapabilme ve anlatma gibi yeteneklerimi geliştirebilmemde çok etkiliydi. Bu sene de, programdan birkaç arkadaşım ile yönetim kurulunu oluşturduğumuz “LSE Career Foundation” adlı kariyer odaklı öğrenci kulübünü hayata geçiriyoruz. Kulüp olarak başlıca hedefimiz, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin ve bünyesindeki Üstün Başarı Programları’nın ilgili sektörlerdeki tanınırlığını ve talebini artırabilmek. Bu anlamda yıl boyunca belirli tarihlerde söyleşiler, alanında uzman kişilerin katılımıyla gerçekleşecek zirveler, eğitim seminerleri ve sosyal etkinlikler düzenlemeyi planlıyoruz. Bu, gerçekleştirebildiğimiz takdirde şu ana kadar dahil olduğum en büyük proje olacak. 

Aldığım kaliteli eğitimin ve hocalarımdan edindiğim vizyonun yanında BİLGİ; karşıma çok farklı alanlara ilgili, sürekli gündemi takip eden, nitelikli insanlar çıkardı. Bu insanların çoğu şu an en yakın çevremi oluşturuyor ve ben onlardan neredeyse her gün yeni bir şey öğreniyorum. BİLGİ’de edindiğim bu arkadaşlarım belki de ileride yapacağım işlerdeki partnerlerim olacak. Şu an BİLGİ’deki serüvenimin yarısına geldim diyebilirim. İnanıyorum ki, kalan 2 yılda da hocalarımdan ve bu okulda edindiğim arkadaşlarımdan çok şey öğrenmeye devam edeceğim. BİLGİ’deki serüvenimi çok daha donanımlı ve vizyonu çok daha geniş bir birey olarak tamamlayacağıma dair hiç şüphem yok. BİLGİ’li ve University of London ailesinin bir parçası olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyorum!