Arif Bayır

Arif Bayır

Mekatronik Mühendisliği Öğrencisi

Bazı hayaller, tercih döneminde verilen kararlarla değil, çocuklukta kurulan hayallerle başlar. Benim İstanbul Bilgi Üniversitesi hikâyem de tam olarak böyle başladı.

Ağabeyimin İstanbul Bilgi Üniversitesi mezunu olması sayesinde BİLGİ'yi çok küçük yaşlarda tanıdım. Kampüste yaşadığı deneyimleri ve üniversitenin ona kattıklarını dinledikçe ben de kendimi bir gün burada hayal etmeye başladım. Hatta henüz 11 yaşındayken, çocukça bir heyecanla açtığım LinkedIn hesabında profilime İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde okuduğumu yazmıştım. O gün bu bir hayaldi; yıllar sonra aynı kampüste gerçekten öğrenci olmak ise benim için tarifsiz bir mutluluk oldu.

BİLGİ'yi tercih etmemin en önemli sebeplerinden biri de kendine has kültürüydü. Bana göre BİLGİ'yi farklı kılan şey sadece akademik başarısı değil; öğrencilerine alan tanıyan, farklı düşünmeyi teşvik eden, üretmeye cesaretlendiren ve insanı kalıpların içine sıkıştırmayan özgün çizgisi. Kampüste geçirdiğim yıllar bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu bana her gün gösterdi.

Üniversite hayatı benim için sadece derslerden ibaret değildi. Kampüste kurduğum dostluklar, farklı disiplinlerden insanlarla yaptığım sohbetler, birlikte geliştirdiğimiz projeler ve uzun süren fikir tartışmaları bugün hâlâ hayatımın en değerli parçaları arasında. Çünkü bazen bir derste öğrenilen bilgi unutuluyor; ancak doğru insanlarla kurulan bağlar ve birlikte yaşanan deneyimler insanın hayatına yön vermeye devam ediyor.

Akademisyenlerimin bana kattığı en büyük değer ise ezber bilgi değil, düşünme biçimiydi. Bana hazır cevaplar vermek yerine doğru soruları sormayı, araştırmayı ve farklı bakış açıları geliştirmeyi öğrettiler. Bugün girişimcilik yolculuğumda sahip olduğum bakış açısının temelinde de bu yaklaşım var. Bu süreçte akademi dışındaki deneyimlerim de karakterimi şekillendirdi. Hunters Amerikan Futbol Takımı’nda yer almak, bana gerçek anlamda takım olmayı, ortak bir amaç için birlikte yorulmayı ve birlikte mücadele etmeyi öğretti. Yaşadığım ciddi sakatlık süreci ise, ne kadar zor olursa olsun yeniden ayağa kalkabilmenin ve devam etmenin hayatın en önemli parçalarından biri olduğunu gösterdi. Bugün karşılaştığım her zorlukta, hem sahada hem hayatta öğrendiğim bu “yeniden başlama” refleksini kullanıyorum.

Bu yolculukta en büyük tutkum girişimcilikti. Üniversite yıllarım boyunca iki farklı girişim kurdum ve ikisi de başarısız oldu. O günlerde bunu bir kayıp gibi görsem de bugün, bana en çok şey öğreten deneyimlerin onlar olduğunu biliyorum. Çünkü girişimcilik, başarıdan önce vazgeçmemeyi öğrenme yolculuğu.

Tam da bu kampüste, bugün hâlâ büyük bir tutkuyla büyütmeye devam ettiğim Revor Tech'i kurdum. Sağlık teknolojileri ve yapay zekâ alanında geliştirdiğimiz çözümlerle insanların hayatına dokunmayı hedefledik. Üniversitede öğrendiğim en önemli şeylerden biri, çevremizdeki sorunlardan şikâyet etmek yerine o sorunlara çözüm üretmeye çalışmaktı. Bugün geliştirdiğimiz her projenin temelinde de bu anlayış yer alıyor.

Bu bakış açısı sayesinde Revor Tech ile Social Impact Award, Red Bull Basement, Gelecek Vaat Eden Girişimler gibi birçok ulusal ve uluslararası ödüle layık görüldüm. Bu süreçler bana beklemediğim fırsatlar sundu; çoğu zaman kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar, yatırımcılar ve büyük şirketlerle aynı masada oturan "en genç" kişi oldum. Her toplantı, her sunum ve her yeni deneyim bana yaşın değil, "ürettiğiniz değerin" konuştuğunu gösterdi.

Benim için en anlamlı kilometre taşlarından biri ise geleceğe yön vereceği öngörülen 30 yaş altındaki en başarılı 30 ismi bir araya geldiği "Forbes 30 Altı 30"   listesinde yer almak oldu. Bu deneyim, yalnızca bireysel bir başarıdan ibaret değil; yıllar boyunca atılan adımların, yapılan denemelerin ve vazgeçmeden devam etmenin bir yansımasıydı.

Bugün geriye dönüp baktığımda İstanbul Bilgi Üniversitesi bana sadece bir diploma kazandırmadı. Bana farklı düşünmeyi, cesaret etmeyi, üretmeyi ve en önemlisi, yaşadığı çevreden şikâyet eden biri olmak yerine o çevreye değer katmaya çalışan bir insan olmayı öğretti.

İleride en büyük hayallerimden biri, bir gün yeniden İstanbul Bilgi Üniversitesi kampüsüne dönmek. Bu kez bir öğrenci olarak değil; girişimcilik yolculuğumda edindiğim deneyimleri öğrencilerle paylaşan, onlara ilham vermeye çalışan bir akademisyen olarak burada bulunmak.

Çünkü insan yalnızca “okul için değil, yaşam için öğrenmeli”